Gerginlik imajı etkiler mi?

“Beyin, hafızasında veya hayal gücünde bir görüntü ürettiği zaman, vücudumuzda çok belirgin değişikliklere yol açar. Bu telkinler ancak vücut ve zihin yeterince dinlenmiş olduğunda, bilinçaltında kök salarlar.” Ronald Shona

Dış görünüş, kişinin vermek istediği mesajı güçlendirebilir de, zayıflatabilir de… Hareket etmeden durabilmek, kendi içinde ve dış dünyada sakin kalabilmek, hareket edilecekse bunun bir sebebinin olması ve derinden rahat nedef alabilmek imajı güçlendirir.

Gerginlik, sağlığın, iletişimin ve öğrenmenin baş düşmanıdır ve bulaşıcıdır. Bedenin herhangi bir yerindeki gerginlik sese yansıyarak kişinin imajını zedeler. Bu sebeple olumlu bir imaj sergilemek isteyen kimse, gerginliği bırakmak zorundadır. Gerginlik bilinç dışı oluşuyor; ama insan bilinçli olarak gevşeyebiliyor. Gerginlik enerjiyi bitirir. Her türlü gerginlik ısıya sebep olur ve enerjiyi tüketir.

Gerginliği önlemek için ayaklar omuz hizasında açılmalı, eller doğal şekilde bırakılmalı ve beden ağırlığı eşit olarak dağıtılmalı. Kişi çeşitli yerlerden itildiğinde düşmeyecek şekilde durabilmeli ve bunun için de omurga dik hale getirilmelidir. Omurga dik ise, vücut en az ölçüde enerji tüketir. Vücut dik değilse, bir yerlerinde gerginlik oluşur ve bu gerginlik enerjiyi alıp götürür. Enerjinin rahat akabilmesi için de dizler yumuşak tutulmalıdır.

Günlük hayat içinde; stres, hangi sebeple olursa olsun; beden, kendimize yaptığımız baskıdan yoruluyor. Bize zarar veren olaylar değil, olaylara verdiğimiz tepkidir. Tepkilerimizin çoğu da bilinçsiz reaksiyonlardır. 

Olaylar, insanlar ve oluşan şartlar bizi üzemez ve incitemez. Olaylara bakış tarzımız bizi etkiler. İnsanlar, dış dünyalarında oluşan şartları, seçemiyor, ama bu şartlara nasıl tepki göstereceklerini ve nasıl cevap vereceklerini seçiyorlar. Bize acı çektiren olaylar ve insanlardan çok, onlarla ilgili duygularımız ve yorumlarımızdır. Bundan dolayı, olaylar sebebiyle kimseyi ayıplamamalı ve kimseyi suçlamamalıyız. Olayları ve insanları gerçekte oldukları gibi görmeliyiz. Onları kendi kafamızdaki hayaller ve düşüncelerle değil, oldukları gibi görme alışkanlığı kazanmalıyız. Olaylar, kendi kurallarına göre ortaya çıkarlar. Kontrolümüz dışındaki olaylardan dolayı üzülmeye endişelenmeye gerek yoktur.

Kaynak: Kazandıran Beden Dili – Dr. Zülfikar Özkan

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir